Tarih neden sadece okullara hapsolmalı ki dedim ve içimdeki bu araştırma ve tarih merakının bir bilme aşkından geldiğini anladım. Evet, tarih size muhteşem ofisler, paralar, yatlar, katlar vaat etmiyor ama muazzam bir akışta olma halini sunuyor. İnanabiliyor musunuz gençler bir zamanlar bizim gibi kanlı canlı insanlar yaşamışlar, ateşi bulmuşlar, kocaman saraylar inşa etmişler, yazıyı bulmuşlar, dinler kurmuşlar, küçümsemeyin kanalizasyon sistemini yapmışlar ve biz nasıl o insanlar hiç var olmamış onları görmezden gelebiliriz? Liselerinizdeki rakamlardan ve isimlerden ibaret tarihi bir kenara bırakın gelin bugünlerle o günlere birlikte bakalım. Aslında değiştiğini sandığımız insanoğlunun ne kadar da aynı kaldığını birlikte görelim.

Büyük İskender, M.Ö.356 yılında Makedon İmparatorluğunun kralı II.Philippos ve Olympias’ın oğlu olarak dünyaya geldi. Tarihe baktığımızda pek çok lider sayabiliriz ancak tarihin iyi andığı ve gerçekten büyük bir lider diyebildiği kişiler çok da azdır. Bir imparatorluğun başına geçmek ve onu daha da ileri götürmek, hiç yapılmamış olan şeyleri yapmak, bu ancak güçlü bir öngörünün ve azmin zaferidir.

Eylemden kaçmamak: İskender’in liderlik özelliklerine gelecek olursak İskender her zaman askerlerinin önünde savaşmıştır. Fethettiği toprakları yönetmek istemeyip dağıtmıştır. Çünkü bir imparatorluğun başında oturmak durmak onu rehavete sokabilirdi ve bu kadar geniş topraklarda tam hâkimiyeti sağlamak merkezden yönetimle zordu. Bunu günümüz yöneticileri için de söyleyebiliriz. Bir koltukta oturarak değil işlerin ve aksiyonun içinde olarak çok daha fazla başarı elde edebilirler. İskender de keşifçi, savaşçı ruhunu böylece ortaya koymuş ve askerlerinin daima yanında olmuştur.

Dostça tutum: Kendisi bir Makedon olmasına rağmen Yunanlara liderlik etmiştir. Eski Çağ dünyasında kendi toplumundan olmayanlara bakış açısı netti ve onu önder olarak benimseme oldukça nadir görülen bir durumdu. Bunu başarabilmiş olması bile tek başına bir başarı sayılabilir. İskender’in ordusunun büyük bir kısmını tanıdığı söylenir. Onları tanımasa bile tanıdığını hissettirir. Yaralı olanları mutlaka ziyaret eder, durumlarını sorardı. Günümüz duygusal zekâlı lider örneğine bundan iyisi bulunamaz sanıyorum.

Yeniliklere açık olmak ve Farklılıklara Saygı: Geniş topraklara sahip olma Moğol İmparatorluğu’nun da bir tutkusuydu. Ancak onlar etrafa korku salarak ve yağma ile hareket ederlerken İskender gideceği hedefi çok önceden belirlemişti. Hocası Aristoteles’ten aldığı derslerden etkilenerek Asya’nın sonuna varmak istiyordu. Biliyordu ki orada çok farklı kültürlerle karışılacaktı. Bu yüzden doğu kültürü ile batı kültürünü sentezleyerek halkları kırmadan incitmeden evlilikler yoluyla iki halkı kaynaştırma idealinde olmuştur. Bu da insanların ona saygı duyarak hep ordusuna yeni insanları katarak daha da güçlenerek yola devam etmesini sağlamıştır. Eğer bir diktatör olsaydı hareket ettiği ordusuyla çölleri geçmesi onları bu zor durumlarda motive edemezdi.

Cesaret ve Kararlılık: Bir gün İskender’in babası II.Philippos’a satılmak üzere Bakephalas adında vahşi bir at getirildi. Bu ata kimse binmeyi başaramadı bunun üzerine Philippos atı almak istemedi. İskender ise kendisinin ata binebileceği iddiasında bulunur. Bunun üzerine babası ata binebilirse onu satın alacağını yok eğer binemezse de ücretini İskender’e ödeteceğini söyler. İskender kabul eder, çünkü atın gölgesinden korkmuş olduğunu fark etmiştir. Atın başını nazikçe güneşe doğru çevirip, gölgesinin arkaya düşmesini sağlamıştır. Bir taraftan da konuşarak onu sakinleştirmiştir. Cesaret ve kararlığını bir arada gördüğümüz bir anısı da budur. Aynı zamanda duygularına hitap ederek hassas bir hayvan olan atın sakinleşmesine yardımcı olmuştur.

Güvenilirlik-Sadakat: İnsanların size sadık olmasını istiyorsanız öncelikle onlara güven vermek zorundasınız. Zor oluşur ancak sonucunda muazzam bir bağlılık yaratır ve bu güven peşinizden gelenleri hemen hemen pek çok şeye ikna edebilme gücünü elinize verir. Onca acımasızlığına rağmen insanların Hitler’in peşinden gitmiş olması tesadüf olamaz. Babasının ölümünün ardından İskender öncelikle babasının ordusunun sadakatini kazanmak zorundaydı. Bu amaçla uzun vadeli hedefi çölleri aşmak olsa da askerlerine çölleri onun için geçmelerini sağlayacak bağlılığını ve gücünü göstermeliydi. Stratejik davranarak öncelikle yakın hedefte yer alan Yunan kentlerini kendilerine bağlamıştır. Burada orduyla birbirlerine ısınmışlardı, hem de onun önderlik özelliklerini ve beraber bir zaferi paylaşmanın tatminini yaşamışlardır. Bu bağlılığı yarattıktan sonra kendisiyle hiç tanımadıkları topraklara gidecek, çölleri aşacak ardında ailesini ve sevdiklerini geride bırakacak insanları peşinden sürüklemiştir.

Ekibe İnanma:“Birimizin nasıl davranacağının, tümümüzün kaderine bağlı olduğunu unutma!”

İskender, savaşlarda herhangi bir cesaret örneği gösterilecek bir durum olduğunda herkesten önce öne atılır, liderlerinin cesur tavrını gören askerler de daha da şevkle onu takip ederlerdi. Hem gözü karalığına hem de kendisine güvenenlerin güvenini boşa çıkarmadığına iyi bir örnektir. Ancak bir durum daha vardır burada o da kendisini sırça köşkte görmediğidir, o da aynı ekibin bir parçası olduğunu gerektiğinde hayatı pahasına göstermiştir. Belki de size bağlı olanların hayranlığını en yüksek noktalara çıkarabileceğiniz anlar, kendinizi onlardan çok da farklı görmediğinizi hissettirdiğinizde gerçekleşecektir.

Hırs: Evet başarma tutkusu bir liderde bulunması gereken özelliklerden ancak fazlası da zarardı ve İskender bu hırsıyla kendisine de zarar verdi. Sonunda hedeflediği Asyanın en ucuna kadar gidemedi. Çünkü askerleri bitap düşmüş ve yıllardır evlerinden uzakta sürekli fetihtelerdi. Bu süreci yönetemeyen ve hırsına yenik düşen İskender askerlerinin isyanı üzerine İndus Nehri’nden geriye dönmek zorunda kalmıştır. Demek ki neymiş efendim sizi lider olarak benimseyen ve size güvenen insanlar da bir yere kadar kendilerinden ödün veriyorlarmış bu sebepten fazla ısrar ve gerçekçi olmayan hedeflere koşmak bazen sizi başarılıyken başarısız bir konuma da koyabilirmiş.

İnsan hayatı başlangıcından günümüze çok değişmiş görünse de temelde hepimiz duygusal ve sosyal varlıklarız. Elimizde olan sosyal medyayı da yine bu ihtiyaçlarımızı tatmin etmek için kullanıyoruz, başarılarımızı da takdir görmek için elde ediyoruz. İlk insan da böyleydi ve sona kadar bu böyle devam edecektir diye düşünüyorum. Başkaları tarafından kabul görmek, güvenilmek ve sevilmek ihtiyacımız daimi. Bunun yanında kitleleri sürüklemeyi başaranlarımız da var ya da bu yeteneğe sahip olmak isteyenlerimiz. Yaşanmış, elbette ki her hayatta olduğu gibi başarı ve başarısızlık hikâyelerini bir arada barındıran İskender’in yine de zamanına dek düşünülmemiş ve uygulanamamış bir fikri denemeye kalkışması ve büyük ölçüde de başarılı olması onun liderlik yetisine sahip olmasını tartışmasız kabul etmemizi gerektirir. Kıssadan hisse diyerek günümüz liderlerinin ya da lider olmak hedefi olanların yaşanmış olaylara bakmalarında fayda var diye düşünüyorum.

Kaynaklar
Kaya,M.A., “Büyük İskender: Eğitimi, Karakteri ve Pers Seferi Öncesi Siyasi Başarıları”,Tarihin İçinden Prof. Dr. A. Özgiray’a Armağan(ed. Prof.Dr. A. Erdoğru), İstanbul, 2006, s. 379-406.
Tekin,O.,”Eski Çağ’dan Orta Çağ İslam Dünyasına Miras Büyük İskender”, Toplumsal Tarih Dergisi, Ocak 2002, 97, s.56-64.

 

BİR LİDER OLARAK BÜYÜK İSKENDER

Yazı dolaşımı


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: