Eski Ahit’te adı geçen Tövbe günü ve Kefaret Günü, bize günah keçisi ritüelini hatırlatmaktadır. Eski Ahit’teki kurban sunumu şu şekilde gerçekleştirilirdi. Öncelikle tapınak rahibine iki adet keçi arınma kurbanı teslim edilirdi. Rahip bunları tapınağa koyar zamanı geldiğinde birini Jahve (Yehova), diğerini ise Azazel’e (Yahudi inancında çöl şeytanı) sunmak için beklerdi. Jahve için olan klasik metodlarla uygulanan bir kan akıtma töreni sonrası arınma olarak gerçekleştirilirdi. Azazel için olanında ise, keçi tapınağın yanına getirilir, yüksek rahip her iki elini de keçinin başının üzerine yerleştirerek bu şekilde İsrail’in günahlarını keçinin başına geçirirdi. Daha sonra keçi bir adama verilir ve o kişi de keçiyi çöle terk ederdi. Mişna ayetine göre keçinin boynuzlarına kıpkırmızı bir ip bağlanır, bu koparılmadan önce keçi vadiden aşağı atılırdı. Ayrıca keçiyi çöle bırakmış olan kişi şehre dönmeden önce mutlaka kendini ve elbiselerini temizlemelidir.[1]

Günah keçisi ritüeli şeytanın kovulmasını amaçlayan şeytanı temsilen de bir insan ya da hayvanın seçilmesine dayanan dünyanın pek çok yerinde rastlanan bir inançtır. Eski Ahit’te Saul’un oğulları ile Davud’un hikayesi ile Thargelia arasında bir bağlantı kurulur. Davud zamanında üç yıl süren bir kuraklık yaşanmıştır ve arkasından pek tabii bir kıtlık yaşanmıştır. Davud da bu yaşananların sebebini öğrenmek için mabede gider. Tıpkı zamanında Oedipus’un Thebes’teki felaket sonrasında tapınağa gitmesi gibi. İkisinin de aldığı cevaplar aynıydı: “Kan dökme suçu”. İbrani kâhinin ifadesi Delphi kâhininden daha açıktı. [2]

Günah keçisi kavramının ve ritüelinin Yunanca adı “pharmakos”dur. Atina ve İonia’da yaygın olan Apollon için düzenlenen Thargelia Festivali’nin en ilginç yanı buradaki günah keçisi ritüelidir. Yunanca “pharmakos” olarak adlandırılan kişi de günah keçisi olarak kullanılır. Ayrıca günah keçisi kavramını nitelendiren diğer kavramları ise şu şekilde sıralayabiliriz: katharma, perikatharma, peripsema. Bu ritüel apotropaic (kötülüğe karşı koruyucu), kathartik ve bir toplanma ayini, olarak bilinmektedir. Günah keçisi ritüeli kathartik yönüyle bilinir. Çünkü bu ritüel perikathairein ya da “etrafını arındırma” ve günah keçisi de “perikatharma” olarak adlandırılırdı.[3]

Günah keçilerinin kovulması Thargelia ayının altısında gerçekleşirdi. Festivalin ilk iki günü Thargelia’dadır. Bu günde Yunanlar ayrıca Troya’nın düşüşünü, Marathon ve Plataea zaferlerini ve hatta Büyük İskender’in Darius’a karşı zaferi de kutlanırdı.[4]

Atina’da her yıl bir erkekle bir kadın günah keçisi seçiliyordu ve bunlar Mayıs ya da Haziran ayındaki şenlikte yedirilip, içirilerek kentte dolaştırılıyor, aynı zamanda dövülürler ve taşlanarak öldürülürlerdi. Böylece kentin bir yıllık kötü talihinin def edildiğine inanılırdı.[5]  12 İyon şehrinden biri olan Kolophon sayesinde M.Ö.6.yüzyıldaki ayrıntılara ulaşabiliyoruz. Bir diğer kaynak olan Abdera’dan da Klasik Dönem Atinası’nı görmekteyiz. Kolophon’dan elde edilen yazıtlara göre özellikle iğrenç ve itici kişiler pharmakos olarak seçilirlerdi.[6] Bu kişiler açık bir şekilde düşük bir sınıfa mensuptur. Atinalı pharmakos sayılan kişiler de düşük ve yararsız kökene sahip olarak tanımlanmış olup;  yaratılıştan kötü ve kaba davranışa meyli olan kişiler olarak nitelendirilmişlerdir. Günah keçisi konusunda yazdıklarıyla bize en zengin bilgi verenlerden olan Bizanslı tarihçi Tzetzes de en çirkin insanların günah keçisi olarak seçildiğini söyler.[7]

Seçilen bu insanların ortak bir özelliği ise Yunan toplumunun en uç noktalarında yer almalarıdır. Toplum algısı suçlu, sabıkası olan kişileri zaten toplum dışına itiyordu. Doğal olarak yabancılar da öyleydi onlar da toplum dışında tutuluyorlardı. Fakir, köle ve çirkin olmak da Yunan vatandaşı sayılmamak için geçerli sebeplerdi. Dolayısıyla bu insanlar gözden çıkarılmaya müsait değer görmeyen bir hal içindeydiler.[8]

Mitolojik anlatılarda genç erkekler ve kadınlar ve hatta tanrılar günah keçisi olarak seçilmişlerdir. Kral da toplumun dışında kalan bir bireydi. Evet, köleler, fakirler ve çirkinler ne kadar toplum dışındaysa, kral da o kadar toplumun dışında kendi içinde bir yalnızlık, biriciklik içindeydi. Kral tanrıyla temas eden tek kişi olduğu iddiasındadır. Kudretini tanrılardan alırdı. O yüzden diğerlerinden başka bir yerdeydi. Efsaneler de gösteriyor ki toplumun en yüksek ve en altındaki o adamların tek bir ortak noktası var o da çoğunluktan ayrı tutulmaları bu yüzden birbirleriyle yer değiştirebiliyorlardı. [9]

Toplum tarafından dışlanmışlar arasından seçilen günah keçileri bir yıl boyunca belli bir bakıma tabi tutulurlardı. Bu süreçte önemli bir insan muamelesi görür ve ona göre bakılırlardı. Yaklaşık bir yıl sonra kutsal giysilerle şehrin dışına çıkarılırdı. Abdera şehrinde bu ritüel mükemmel bir akşam yemeği sunularak kurbanın şehir dışına çıkarılması şeklinde gerçekleşirken, Atina’da ise, devlet tarafından tutulur ve günü geldiğinde güzel elbiselerle dışarı çıkarılırdı.[10]  Ancak böyle aristokratik, kraliyet ailesine mensup, etkin kişilere sadece mitlerde ve tarihi olmayan öykülerde rastlıyoruz. Yaşanan felaketin ve suçun büyük olduğu düşüncesine göre ancak tanrılarca büyük ve önemli bir kişinin kurban edilmesinin içinde bulunulan bu durumdan çıkılmasını sağlayacağına inanılmıştır.[11]

Pharmakos olarak seçilen talihsiz kişiye öncelikle yemek verilirdi, daha sonra incir filizi ya da ada soğanı ile adam kentte kırbaçlanarak yürütülür ve kent dışına çıkartılırdı. Tzetzes’in dediğine göre adam en sonunda gömülerek ölürdü. Ancak bu ifade çelişkilidir. Abdera’da anlatılana göre onlar şeytanın elinden bir kaç zavallıyı alır, onu iyi bir şekilde beslerler, günü geldiğinde de şehirde ifşa eder, şehrin duvarlarının etrafında taşlarla kovalarlardı. Atina’da da yine buna benzer şekilde iki çirkin insan seçilir, incir dallarından çelenklerle süslenirler, “pharmakos” olarak benzer ritüellerle kentin dışına çıkarılırlardı.[12]

 

[1] Burkert, W., Structure and History in Greek Mythology and Ritual, University of California Press, 1979, p. 64.

[2] Burkert,W., a.g.e.,1979, 66.

[3] Bremmer,J., “Scapegoat Rituals in Ancient Greece”, Harvard Studies in Classical Philology, vol.87, 1983,  p.314.

[4] Bremmer,J.,a.g.e, 318.

[5]  Karatağ,M., Klasik Arkeoloji Sözlüğü, Midas Kitap,İstanbul, 2013.s.320.

[6]  Burkert,W.,a.g.e.,1979,p.65.

 

[7] Bremmer J.,a.g.e.,1983, 303.

[8] Bremmer J.,a.g.e.,1983,303.

[9] Bremmer J.,a.e.g.,1983, 304.

[10] Bremmer J., a.g.e.,1983,305.

[11] Bremmer J,a.g.e.,1983, 304.

[12] Burkert, W., a.g.e., 1979, 65.

“Günah Keçisi”Deyimi Nereden Gelir?

Yazı dolaşımı


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: